Ortaokulda olmaliyim, 10 sene falan olmustur. Turkce dersinde bir yazi yazmam istenmisti. Konu: umut. O zamanlari hatirliyorumda, en zorlandigim konulardan biri olmustu bu. Umutsuz bir insan nasil umudu anlatabilirdi ki? Nasil betimlerdi umudu? Umutsuzlugu yazmistim... Her insan, en iyi bildigi seyi anlatmaz miydi? Sahip olamadigim umuda, umutsuzluk deniyordu. Ve sahip oldugum tek sey olan umutsuzlugu guzel anlatmis olacagim ki, okulda kucuk bir une kavusmustum. Bir insan umutsuzlugu nasil guzel anlatabilirdi ki?
Yillar gecti. Kendimi o zamanlardaki gibi umutsuz ve kaygili hissettigim hic olmamisti. O zamanlardaki kadar ofkeli, kirgin degildim hic. Elbet uzgun oldugum anlar, hosuma gitmeyen sahneler, begenmedigim sonlar oluyordu. Ama umutsuz degildim.
O gune dek... insan nasil anlatirki acisini? Nasil dillendirir korkularini ? Nasil yakistirir nasil anlatir bu olanlari ?
Benim deger verdigim az insan vardir. Bu insanlarin basinda da annem gelir. Bana hayat veren kadin... Oyle zor ki bu gunler, oyle karmasik ki...
Bir kelime nasil degistirir insanin hayatini? Nasil korkutur boylesine derin? 6 harfe sigar mi bir omur? 6 harfe sigabilir mi insan ? 6 harf nasil koklerinden sarsabilir insani boyle... Kanser. Yakisir mi sevdiklerinizin ustune ?
Zor gunler geciriyorum. Dillendiremedigim, konusamadigim, icimde paramparca olan gunler ve umutlar... umutsuzluklar...
Koklerimden sarsildim. Dallarim kopmadi,yapraklarim dokulmedi,sararmadi,solmadi. Biraz canim acidi. Biraz da susuz kaldim...
-bulut
29 Mayıs 2013 Çarşamba
7 Nisan 2013 Pazar
Gozleri Baldan Sevgiliye...
Kucuktum , bazi seylere hemen kanacak , ucgen evler cizip orada yasadigima inanacak kadar kucuk. Kahvalti yapiyorduk , televizyondan duymustum vucudumuzdaki damarlari uc uca eklersek Dunyanin cevresini dort kez cevirirmis. Sasirmistim. O kadar sasirmistim ki bu yasima kadar anlayamamistim. Oyle kucuk gozukuyorlardi ki nasil cevreleyebilirlerdi koskoca dunyayi ?
Nehirler cizerdim yesil cimenlerin ortasindan akan, ve 'M' harfinden martilar... Bulutlar cizerdim urkek, bulut oldugumdan habersiz... Sahi nasil degerdim bulutlara ? Boyum ne kadar uzarsa o kadar yakin olurdum elbet... Baska yolu yoktu.
Buyudum. Ayni sulaninca buyuyen cicekler gibi suladim gozyaslarimla ruhumu. Buyudum. Sanki buyumek icin gelmistim...
Bir kis mevsiminde cikip geldi , gozleri baldan sevgili... Ellerinde umutlar , dudaklarinda sevdayla... Yuregimin sesini duydum onun sesinden once. Ruhumun dansini izledim kokusunu icime cekmeden once. Cocuklugumun resim defterlerindeki marti olup uctum nehirlere, yesil bahceleri gezdim bal gozlu sevgilinin yureginde. O gun anladim, ben de dunyayi cevreleyebiliyormusum ellerimle... ben de dunyayi sigdirabiliyormusum yuregime... Bulutlara degmek icin boyumun uzun olmasina hic gerek yokmus. Bir gulumseme, bir dokunus , bir sevda yetiyormus. O gun anladim, dunya sevgilinin ellerinin, dudaklarinin arasindaymis... o gun anladim, aslinda kis degil sanki baharmis...
'' Sen bir kelimesiyle mevsimleri degistiren, sarildigimda dunyayi sarmaladigim, kokusunu icime cektigimde yesil bahcelerde yuzdugum bal gozlu baldan sevgili... Beni bulutlarda yasatan, kucucuk elleriyle umudun resmini cizen , her gun dunden cok sevdigim, yarinlari bana bagislasin diye yalvardigim, bir gun bitecek bir gun gidecek bir gun uyanacagim diye korktugum en guzel ruyam... kirpiklerim islanarak uyudugum uykum, heycanla, mutlulukla uyandigim sabahim, hayatimin en guzel zamanlari... Sen, kalp agrim, sancim; ama siginagim. Sen icimi yakip kavuran gunesim, karanligina hayran oldugum gecem; her seyim. Bana umutsuzlugun icinde umut fisildayan sevgili... Sarildiginda huzur buldugum, Ege denizinin kiyisinda yasadigim buyuk askim...
Ellerinin icinde ellerim, ellerimin icinde dunyam Var... Sen canim sevgili, sen bal gozlu sevgili, yureginin icinde evcillestirdigin yuregim var !''
-bulut
Nehirler cizerdim yesil cimenlerin ortasindan akan, ve 'M' harfinden martilar... Bulutlar cizerdim urkek, bulut oldugumdan habersiz... Sahi nasil degerdim bulutlara ? Boyum ne kadar uzarsa o kadar yakin olurdum elbet... Baska yolu yoktu.
Buyudum. Ayni sulaninca buyuyen cicekler gibi suladim gozyaslarimla ruhumu. Buyudum. Sanki buyumek icin gelmistim...
Bir kis mevsiminde cikip geldi , gozleri baldan sevgili... Ellerinde umutlar , dudaklarinda sevdayla... Yuregimin sesini duydum onun sesinden once. Ruhumun dansini izledim kokusunu icime cekmeden once. Cocuklugumun resim defterlerindeki marti olup uctum nehirlere, yesil bahceleri gezdim bal gozlu sevgilinin yureginde. O gun anladim, ben de dunyayi cevreleyebiliyormusum ellerimle... ben de dunyayi sigdirabiliyormusum yuregime... Bulutlara degmek icin boyumun uzun olmasina hic gerek yokmus. Bir gulumseme, bir dokunus , bir sevda yetiyormus. O gun anladim, dunya sevgilinin ellerinin, dudaklarinin arasindaymis... o gun anladim, aslinda kis degil sanki baharmis...
'' Sen bir kelimesiyle mevsimleri degistiren, sarildigimda dunyayi sarmaladigim, kokusunu icime cektigimde yesil bahcelerde yuzdugum bal gozlu baldan sevgili... Beni bulutlarda yasatan, kucucuk elleriyle umudun resmini cizen , her gun dunden cok sevdigim, yarinlari bana bagislasin diye yalvardigim, bir gun bitecek bir gun gidecek bir gun uyanacagim diye korktugum en guzel ruyam... kirpiklerim islanarak uyudugum uykum, heycanla, mutlulukla uyandigim sabahim, hayatimin en guzel zamanlari... Sen, kalp agrim, sancim; ama siginagim. Sen icimi yakip kavuran gunesim, karanligina hayran oldugum gecem; her seyim. Bana umutsuzlugun icinde umut fisildayan sevgili... Sarildiginda huzur buldugum, Ege denizinin kiyisinda yasadigim buyuk askim...
Ellerinin icinde ellerim, ellerimin icinde dunyam Var... Sen canim sevgili, sen bal gozlu sevgili, yureginin icinde evcillestirdigin yuregim var !''
-bulut
19 Mart 2013 Salı
Bir Şiirin Yüreğinde
- "Gövde göz altındadır, oysa ruhumuz sereserpe / Seni senden beni benden bağışlar birbirimize" Haydar Ergülen
Bir şiir düştü dilime... Tadı bildik, eski ama taze. Bir sır çocuk oluyorum şairin dizelerinde. Aşka terk etmiyorum lakin bu sefer , aşka terk ediliyorum.
Bir anne oluyorum bu şiirde , çocuk oluyorum. Denizci oluyorum özgürlüğün maviliklerinde. Martı oluyorum, insanlara ürkek , gökyüzüne kardeş.
Damağımda kalıyor tadı; hem özgürlüğün hem şiirin. Şiir özgürlük oluveriyor düşümde. Özgürlük bir şiir. Yargılanıveriyorum bir düşbozanın kelimelerinde. Şiir mi suç oluyor gözlerimde yahut özgürlük mü? Aşk mı beni, bizi suçlu kılan ? Hatalar yaptıran, kalpler kırdıran, derinden yaralayan ? Yoksa bir kıvılcım mı yakan... Acıtan... Kanatan.
Bir Can oluyorum aşık bir adamın gözlerinde...
Bir Su oluyorum o bahçelerde...
Ellerinden tutup gitsem ya maviliklere... Bir sır çocuk olsam ya geleceğinde...
Peki bu özlem niye?
-bulut
Bir şiir düştü dilime... Tadı bildik, eski ama taze. Bir sır çocuk oluyorum şairin dizelerinde. Aşka terk etmiyorum lakin bu sefer , aşka terk ediliyorum.
Bir anne oluyorum bu şiirde , çocuk oluyorum. Denizci oluyorum özgürlüğün maviliklerinde. Martı oluyorum, insanlara ürkek , gökyüzüne kardeş.
Damağımda kalıyor tadı; hem özgürlüğün hem şiirin. Şiir özgürlük oluveriyor düşümde. Özgürlük bir şiir. Yargılanıveriyorum bir düşbozanın kelimelerinde. Şiir mi suç oluyor gözlerimde yahut özgürlük mü? Aşk mı beni, bizi suçlu kılan ? Hatalar yaptıran, kalpler kırdıran, derinden yaralayan ? Yoksa bir kıvılcım mı yakan... Acıtan... Kanatan.
Bir Can oluyorum aşık bir adamın gözlerinde...
Bir Su oluyorum o bahçelerde...
Ellerinden tutup gitsem ya maviliklere... Bir sır çocuk olsam ya geleceğinde...
Peki bu özlem niye?
-bulut
15 Mart 2013 Cuma
Kucuk Ruya Buyuk Korku
Ruyalar... İyi bir sey gordugumuzde olacagina inandigimiz, kotu bir sey gordugumuzde ise hayra yordugumuz yahut inanmadigimiz ruyalar... Freud a gore bilincalti, ruya yorumlarina gore bir olayin habercisi , bizlere goreyse umudun ve umutsuzlugun gostergesi.
Sizleri bilmem ama benim inandigim , inanip uzuldugum kimi zamansa sevincten icime agrilar girmesine neden olan tanrinin en kucuk gosterileri ruyalar. Bazen bakiyorum her sey kotu gidiyor yalnizca tek bir sey yolunda, hemen o tek tutundugum seyi kaybettigimi goruyorum ruyamda. Elimden aliniyor, icimden aliniyor, icim parcalaniyor ve sesim cikmiyor. Hickirik seslerimi duyuyorum, o korkunun tumunu hissediyorum. Diyorum ya parcalaniyorum. Sabah uyandigimda kendime gelene kadar, islak kirpiklerimle bakiyorum cevreme. Siginiyorum birkac guzel ana ve unutmaya calisiyorum beni uzen goruntuleri... "ruyaydi o'' diyorum. ''O bir ruyaydi, sevdigin ve inandigin her sey hala senin ellerinde, senin icinde'' diyorum. Gecmiyor o korku, gecmiyor o yenilmislik.
İnsan asik oldugunda hep mi boyle olur? Bir ona mi tutunur? Bir onu mu kaybetmekten korkar boylesine? Uzun suredir , bana gore cok uzun suredir bu korku var icimde. 13 aydir... Biri gelip alacak saniyorum, biri gelip tum mutlulugumu, tum dayanagimi, tum guzel olann yanlarimi alacak saniyorum. Kaybedecegim ve kaybetmekten korktugum her seyimi kaybettim yahut kaybetmenin esigine geldim ben. Ve son tutundugum dali kirmaktan, son umut ettigim ve bana umut vaad eden ve ''ask'' diye seslendigim o adamdan gitmek zorunda birakilmaktan korkuyorum. Size de oluyor mu bu? Sizde gordugunuz kucuk bir dusten korkup hayal ettiginiz duslerin elinizden alacagina mi inaniyorsunuz? Bir ben degilim degil mi bu korkak?
Hayat...
Ellerime umutlar yagdiran sonra ayni umutlari bir ruzgarla yerle bir eden, ama icime hep bir korku ve o korkunun icine umut ekleyen hayat... Tutundugum son dali alma olur mu? Birak ona tutunup nefes alayim... Birak birazda ben mutlu olayim.
-bulut
Sizleri bilmem ama benim inandigim , inanip uzuldugum kimi zamansa sevincten icime agrilar girmesine neden olan tanrinin en kucuk gosterileri ruyalar. Bazen bakiyorum her sey kotu gidiyor yalnizca tek bir sey yolunda, hemen o tek tutundugum seyi kaybettigimi goruyorum ruyamda. Elimden aliniyor, icimden aliniyor, icim parcalaniyor ve sesim cikmiyor. Hickirik seslerimi duyuyorum, o korkunun tumunu hissediyorum. Diyorum ya parcalaniyorum. Sabah uyandigimda kendime gelene kadar, islak kirpiklerimle bakiyorum cevreme. Siginiyorum birkac guzel ana ve unutmaya calisiyorum beni uzen goruntuleri... "ruyaydi o'' diyorum. ''O bir ruyaydi, sevdigin ve inandigin her sey hala senin ellerinde, senin icinde'' diyorum. Gecmiyor o korku, gecmiyor o yenilmislik.
İnsan asik oldugunda hep mi boyle olur? Bir ona mi tutunur? Bir onu mu kaybetmekten korkar boylesine? Uzun suredir , bana gore cok uzun suredir bu korku var icimde. 13 aydir... Biri gelip alacak saniyorum, biri gelip tum mutlulugumu, tum dayanagimi, tum guzel olann yanlarimi alacak saniyorum. Kaybedecegim ve kaybetmekten korktugum her seyimi kaybettim yahut kaybetmenin esigine geldim ben. Ve son tutundugum dali kirmaktan, son umut ettigim ve bana umut vaad eden ve ''ask'' diye seslendigim o adamdan gitmek zorunda birakilmaktan korkuyorum. Size de oluyor mu bu? Sizde gordugunuz kucuk bir dusten korkup hayal ettiginiz duslerin elinizden alacagina mi inaniyorsunuz? Bir ben degilim degil mi bu korkak?
Hayat...
Ellerime umutlar yagdiran sonra ayni umutlari bir ruzgarla yerle bir eden, ama icime hep bir korku ve o korkunun icine umut ekleyen hayat... Tutundugum son dali alma olur mu? Birak ona tutunup nefes alayim... Birak birazda ben mutlu olayim.
-bulut
4 Mart 2013 Pazartesi
Sessiz huzun. Sessiz ciglik.
Bir kosede hayata tutunmaya calisiyorum. Bir yerden devam etmeye cabaliyorum. Ama cabaladikca batan, cirpindikca su yutan,su yuttukca nefes alamayan o kisi benim... Birileri tarafindan degil, bariz hayat yuzunden sinanan, sinandikca yanlislar yapan, yaptikca yok olan o kisi... Cunku hala umutlu ve hala istekliyim.
Ama dayanamiyorum. Ben dayanmaya , ayakta durmaya calistikca, hayallerimdeki gibi yasamaya calistikca, kaderde benimle birlikte yarisiyor. Benim ugrastigim her seyi kenara itip, daha onemli meseleler cikariyor karsima.
Ben babasiz buyuyen kizlardanim. Sokakta kosup dustugu icin yaralanan, sonra o yaralari babasina opturup geciren cocuklardan olmadim ben. Babasi yuzunden dusen, yaralanan,kanayan ve o yaralari sokaktakilere gosterenlerden oldum hep. Istekleri onune serilip, "al yasa! mutlu ol" denilenlerden degildim. Isteklerim icin, mutlu olmak icin hep cabaladim. Zor zamanlarim oldu... Ama atlattim. Annem vardi benim... Hayattaki en buyuk mucizem, en buyuk dayanagim ve en buyuk sebebim o oldu. Universiteyi kazanip sehir disina gittigimde, ilk yaptigim yemek yanip agladigimda, dayanamiyorum dedigim her noktada o vardi. Iki senenin sonunda hayallerimi hatirlayip, "ben daha iyi bir hayat istiyorum" deyip, geri dondugumde, kimse yanimda olmayip beni "simarik" buldugunda, hayatta en cok deger verdigim dostlarim birer birer gittiginde, kalp kiriklarim buyuyup beni bambaska ve taniyamadigim, tanismaktan cekindigim o insan yaptiginda da o vardi...
Sonra yeni bir sinav koydu hayat onume. Onu benden almak istedi, ona aci cektirdi... benim
sirtimi, hayatimi, mutlulugumu dayadigim ilk ve tek insani da almak istedi benden. Kabul etmedim, yakistiramadim hic ona bu hastaligi... O anneydi. Anneler hastalanamazdi. Anneler cocuklarini yalniz birakmazdi. Herkes gidebilir, herkes beni durduk yere uzebilir, beni aglatabilir icimi acitabilirdi... Ama annem hep vardi ve hep olmaliydi.
Zor bi cocuktum ben, zor bir kardes, zor bir arkadas ve zor bir sevgili... Icinden cikamadigim ve kimseye yukleyemedigim kirginliklarim vardi. Kirildikca kirar ve bu yuzden de yalniz kalirdim... Hic istemesemde , yalnizligima sarilir aglardim ama annem her seyu kolaylastirirdi. Guc verirdi.
Simdi korkuyorum ve herkes korkmamam gerektigini soyluyor. Kimse nasil oldugumu, neden boyle oldugumu sormuyor. Insanlar "buyutme" diyor. Beni buyuten tek insani kaybetmeye yakin oldugumu kimse gormuyor... Herkes sadece felaketlere uzuluyor. Ama benim felaketimin "kaybetme korkusu " oldugunu kimse gormuyor. Hep oldugunu bildigin, hep varligini hissedip , seni ayakta tutan o seyin bir gun gidebilecegini gosteren hayata olan kizginligimi kimse anlamiyor.
Hayat oyle zor ve yipratici ki...
Hayat oyle cok almayi seviyor ki..
Hayat beni yalniz birakmak icin oyle ugrasiyor ki...
Uzuluyorum...
-bulut.
Ama dayanamiyorum. Ben dayanmaya , ayakta durmaya calistikca, hayallerimdeki gibi yasamaya calistikca, kaderde benimle birlikte yarisiyor. Benim ugrastigim her seyi kenara itip, daha onemli meseleler cikariyor karsima.
Ben babasiz buyuyen kizlardanim. Sokakta kosup dustugu icin yaralanan, sonra o yaralari babasina opturup geciren cocuklardan olmadim ben. Babasi yuzunden dusen, yaralanan,kanayan ve o yaralari sokaktakilere gosterenlerden oldum hep. Istekleri onune serilip, "al yasa! mutlu ol" denilenlerden degildim. Isteklerim icin, mutlu olmak icin hep cabaladim. Zor zamanlarim oldu... Ama atlattim. Annem vardi benim... Hayattaki en buyuk mucizem, en buyuk dayanagim ve en buyuk sebebim o oldu. Universiteyi kazanip sehir disina gittigimde, ilk yaptigim yemek yanip agladigimda, dayanamiyorum dedigim her noktada o vardi. Iki senenin sonunda hayallerimi hatirlayip, "ben daha iyi bir hayat istiyorum" deyip, geri dondugumde, kimse yanimda olmayip beni "simarik" buldugunda, hayatta en cok deger verdigim dostlarim birer birer gittiginde, kalp kiriklarim buyuyup beni bambaska ve taniyamadigim, tanismaktan cekindigim o insan yaptiginda da o vardi...
Sonra yeni bir sinav koydu hayat onume. Onu benden almak istedi, ona aci cektirdi... benim
sirtimi, hayatimi, mutlulugumu dayadigim ilk ve tek insani da almak istedi benden. Kabul etmedim, yakistiramadim hic ona bu hastaligi... O anneydi. Anneler hastalanamazdi. Anneler cocuklarini yalniz birakmazdi. Herkes gidebilir, herkes beni durduk yere uzebilir, beni aglatabilir icimi acitabilirdi... Ama annem hep vardi ve hep olmaliydi.
Zor bi cocuktum ben, zor bir kardes, zor bir arkadas ve zor bir sevgili... Icinden cikamadigim ve kimseye yukleyemedigim kirginliklarim vardi. Kirildikca kirar ve bu yuzden de yalniz kalirdim... Hic istemesemde , yalnizligima sarilir aglardim ama annem her seyu kolaylastirirdi. Guc verirdi.
Simdi korkuyorum ve herkes korkmamam gerektigini soyluyor. Kimse nasil oldugumu, neden boyle oldugumu sormuyor. Insanlar "buyutme" diyor. Beni buyuten tek insani kaybetmeye yakin oldugumu kimse gormuyor... Herkes sadece felaketlere uzuluyor. Ama benim felaketimin "kaybetme korkusu " oldugunu kimse gormuyor. Hep oldugunu bildigin, hep varligini hissedip , seni ayakta tutan o seyin bir gun gidebilecegini gosteren hayata olan kizginligimi kimse anlamiyor.
Hayat oyle zor ve yipratici ki...
Hayat oyle cok almayi seviyor ki..
Hayat beni yalniz birakmak icin oyle ugrasiyor ki...
Uzuluyorum...
-bulut.
16 Şubat 2013 Cumartesi
1 yil 5 gunluk
Huznunu anlatiyor da insan ; mutlulugu anlatmaya kelime bulamiyor. Tam 370 gun olmus sen geleli. Sicacik ve ask dolu gecen onca gun...
Bana mutlulugu ogreten, ezberleten adam.
Beni sarip sarmalayan adam.
Gitmeyen ve nefesini sevdigim adam,
Ellerimi isitan adam,
Gitme
Bak iyiyiz biz boyle.
-bulut
Bana mutlulugu ogreten, ezberleten adam.
Beni sarip sarmalayan adam.
Gitmeyen ve nefesini sevdigim adam,
Ellerimi isitan adam,
Gitme
Bak iyiyiz biz boyle.
-bulut
28 Aralık 2012 Cuma
Çok mu fazla bu sitem
Yağmur yağıyor,
Gökyüzü ıslak,
Gökyüzünden düşen bin parça.
Ağlıyorum,
Yüzüm ıslak,
Yüzümden düşen bin parça.
Yağmur damlaları soğuk...
Gözyaşlarım sıcak, çok sıcak.
İçim sıkılıyor bazen, nerede ve neden olduğumu unutuyorum. Kelimelerin ardına sığınıyorum kimi zaman, sonra bir ses geliyor, uzaktan... Ama pek bir yakından.
"Kelimelerle can acıtmak dışında bir şey yapamazsın. "
Canım acıyor. Kelimelerim kırılıyor. Anlamlarını ve varoluşlarının sebeplerini unutuyorlar. Yüreğim sıkışıyor, ellerim titrek, başım dönüyor. Sonra bir başka ses, aynı ses, ama daha karmaşık.
" Anlamıyorum. Bu kadar karmaşık konuşma"
Halbuki konuşmuyorum, sadece yazıyorum. Yazdıklarım sıkıcı, can sıkıcı...
Duydularımdan bir farkı yok sözlerimin.
Yürüyorum, nereye gittiğimin önemi yok.
Biliyorum, neyi bildiğimin önemi yok.
Hissediyorum..
" Yalnızca senin hislerin yok !"
-bulut
Gökyüzü ıslak,
Gökyüzünden düşen bin parça.
Ağlıyorum,
Yüzüm ıslak,
Yüzümden düşen bin parça.
Yağmur damlaları soğuk...
Gözyaşlarım sıcak, çok sıcak.
İçim sıkılıyor bazen, nerede ve neden olduğumu unutuyorum. Kelimelerin ardına sığınıyorum kimi zaman, sonra bir ses geliyor, uzaktan... Ama pek bir yakından.
"Kelimelerle can acıtmak dışında bir şey yapamazsın. "
Canım acıyor. Kelimelerim kırılıyor. Anlamlarını ve varoluşlarının sebeplerini unutuyorlar. Yüreğim sıkışıyor, ellerim titrek, başım dönüyor. Sonra bir başka ses, aynı ses, ama daha karmaşık.
" Anlamıyorum. Bu kadar karmaşık konuşma"
Halbuki konuşmuyorum, sadece yazıyorum. Yazdıklarım sıkıcı, can sıkıcı...
Duydularımdan bir farkı yok sözlerimin.
Yürüyorum, nereye gittiğimin önemi yok.
Biliyorum, neyi bildiğimin önemi yok.
Hissediyorum..
" Yalnızca senin hislerin yok !"
-bulut
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)